Çameli’nin Gastronomi Zenginliği Şölende Damak Çatlattı
Çameli’nin köklü mutfak kültürünü gün yüzüne çıkarmak ve yöresel yemekleri turizmle buluşturmak amacıyla düzenlenen Sakin Şehir Çameli Gastronomi Şöleni, Elmalı Mahallesi’nde gerçekleştirildi. Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, eşi İlkin Arslan, Pamukkale Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serkan Bertan, Fethiye Profesyonel Aşçılar Derneği Başkanı Onur Arslan, Elmalı Mahalle Muhtarı Fatih Maden, mahalle sakinleri, Fethiye’den gelen turizm okulu öğrencileri ve gastronomi tutkunlarının katıldığı etkinlikte, geçmişten bugüne taşınan yöresel lezzetler tanıtıldı.
YEMEKLERİN TARİFLERİNİ GENÇ KUŞAĞA AKTARDILAR
Şölenin en dikkat çekici yönlerinden biri, yemeklerin hazırlanışında geleneksel yöntemlerin korunması oldu. Elmalı’da yaşayan 60 yaş üzerindeki kadınlar, yıllardır evlerinde pişirdikleri yemekleri kuzine sobalarında, odun ateşinde hazırladı. Her yemeğin adı, özellikleri ve hazırlanış biçimiyle sergilendiği etkinlikte, kadınların mutfak deneyimleri de genç kuşaklarla buluştu.
Turizm öğrencileri ve aşçılar, yemekleri hazırlayan kadınlarla bir araya gelerek tarifleri, kullanılan malzemeleri ve pişirme yöntemlerini tek tek not etti. Böylece şölen, yalnızca yöresel lezzetlerin tadıldığı bir organizasyon olmanın ötesinde, kaybolmaya yüz tutan mutfak mirasının kayıt altına alındığı bir buluşmaya dönüştü.
KUZİNEDE PİŞEN 30’DAN FAZLA YÖRESEL LEZZET SOFRAYA TAŞINDI
Gastronomi şöleninde Çameli mutfağının ot, sebze, hamur işi, et ve süt ürünlerine dayanan zengin çeşitliliği gözler önüne serildi. Hazırlanan yemekler arasında gök domates yoğurtlaması, meneviş yoğurtlaması, kurutulmuş taze fasulye ekşilemesi, et kapama, kabaklı ve çökelekli legen böreği, av hayvanından hazırlanan Arap aşı, kara lahana çorbası ve kurutulmuş domatesli bulgurla yapılan muşakka yer aldı.
Yufka, bazlama, yufka ekmek makarnası, cevizli sütlü kuru yufka tatlısı, turp havuç otu yoğurtlaması, pekmezli aside tatlısı, tarhana, sütlü ot yemeği, çingen bulguru, kayazak salatası, çörek ve bulgurlu şeker pancarı da sofralarda sunuldu.
Çameli mutfağının önemli lezzetlerinden çıntar kavurması, nohutlu et yemeği, sütlü kabak yemeği, kaburgadan hazırlanan kemikli keçi eti kavurması, hoşmarem, kuyruk yağıyla servis edilen mısır ekmeği, un çorbası, alaçorba ve yumurta yemeği de katılımcıların beğenisine sunuldu. Elmalı’ya özgü kuru üzümlü hoşaf kompostosu ise şölenin ikramları arasında yer aldı.
Katılımcılar, geçmişten gelen bu yemekleri tatma fırsatı bulurken, her bir lezzetin ardındaki yöresel alışkanlıkları ve mutfak hikâyelerini de dinledi.
AŞÇILAR VE AKADEMİSYENLERDEN YÖRESEL MUTFAK VURGUSU
Fethiye Profesyonel Aşçılar Derneği Başkanı Onur Arslan, Çameli ve Elmalı’nın yöresel lezzetlerini restoran ve otel işletmelerine taşımak istediklerini belirtti. Bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin yöresel yemeklere ilgi gösterdiğini ifade eden Arslan, etkinlikte yemeklerin tariflerini ve hazırlanış biçimlerini kayıt altına aldıklarını söyledi. Daha önce Fethiye’den Çameli’ye uzanan bölgenin yemek kültürü üzerine araştırmalar yaptığını ve bu alanda kitap hazırladığını da aktaran Arslan, yemeklerin yalnızca malzemelerinden ibaret olmadığını, üretildikleri dönemin yaşam biçimini ve hikâyelerini de taşıdığını vurguladı.
Pamukkale Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serkan Bertan ise Denizli genelinde daha önce 162 yöresel lezzetin tespit edildiği gastronomi haritası çalışması yaptıklarını hatırlattı. Elmalı’daki etkinlikte yaklaşık 32 yemeğin malzemeleri, tarifleri ve hikâyeleriyle kayıt altına alındığını belirten Bertan, bu tür organizasyonların her ilçede ve mahallede düzenlenmesinin önemine dikkat çekti. Genç kuşakların geleneksel yemekleri tanımadığını ve hazırlamadığını ifade eden Bertan, gastronomi etkinliklerinin unutulmaya yüz tutan kültürel değerlerin korunmasına ve Çameli turizminin gelişmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.
ARSLAN: “BU LEZZETLERİ BÜTÜN DÜNYAYA GÖSTERMELİYİZ”
Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, gastronominin Sakin Şehir felsefesinin önemli parçalarından biri olduğunu belirterek, geleneksel yemeklerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini söyledi. Elmalı Mahallesi sakinlerinin önerisiyle hayata geçirilen etkinliğin, Çameli’nin gastronomi turizmine de katkı sunacağını ifade ederek; “Biz aynı zamanda Sakin Şehir unvanına sahip bir ilçeyiz. Sakin Şehir felsefesinin 73 kriterinden biri de fast food kültüründen uzak durulması, yöresel yemeklerin korunması ve özendirilmesidir. Bugün gerçekleştirdiğimiz etkinlik de bu anlayışın bir ürünü. Muhtarlarımız böyle bir fikirle geldi. Unutulmaya yüz tutmuş yemeklerimizi yeniden gündeme getirmek istedik.
Elmalı, Taşçılar ve Kirazlı mahallelerimiz gastronomi kültürü açısından öne çıkan bölgelerimiz. Bu mahallelerimizin hem turizm geçmişi hem de altyapısı var. Çameli’deki 16 restoranımızın önemli bir bölümü de bu bölgede, Dalaman Çayı üzerinde bulunuyor. Yerel ürünlerimizle hazırlanan çok güzel lezzetlerimiz var.
Bugün burada 30’un üzerinde yöresel lezzetimiz bulunuyor. Aslında bu yemekler yalnızca Çameli’ye değil, bütün dünyaya tanıtmamız gereken kültürel mirasımız. Yöresel mutfağımızı sadece et ve kebap üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Yeşillik kültürümüz, doğadan topladığımız ürünlerimiz ve geleneksel yemeklerimiz çok zengin. Bu lezzetleri restoranlarımızda da yaşatmaya çalışıyoruz.
Yöresel ürünlerimizin coğrafi işaret alması konusunda da çalışmalarımız var. En önemli konulardan biri ise bu kültürün genç kuşaklara aktarılması. Maalesef gençlerimiz eski yemeklerimizi ve geleneksel mutfak kültürümüzü giderek daha az tanıyor. Yemekler unutuldukça onların hazırlanış biçimleri ve hikâyeleri de kayboluyor. Bugün bu lezzetleri tanıtarak ve tariflerini kayıt altına alarak bu kaybın önüne geçmek istiyoruz. Bunları daha geniş kitlelere duyurabilirsek hem yöremize hem de ülkemize katkı sağlamış olacağız.” dedi.
“ÇOCUKLUĞUMUZDA YEDİĞİMİZ YEMEKLERİN HER BİRİNİN AYRI HİKÂYESİ VAR”
Çocukluk yıllarından bu yana tanıdığı yemeklerin bugün yeniden aynı sofrada buluşmasının kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Arslan; “Yaş oldu 55. Burada gördüğümüz yemeklerin hepsi çocukluğumuzda yediğimiz yemekler. Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir güzelliği var. Bir tanesini seçersem diğerlerine haksızlık etmiş olurum. Hepsi gerçekten çok güzel.
Çameli’nin mutfak kültüründe otlar ve doğadan toplanan ürünler çok önemli bir yer tutuyor. Biz et kültüründen biraz uzağız ama yeşillik kültürümüz çok zengin. Kanlıca mantarı dediğimiz çıntarı böreğinden çöreğine, kavurmasından yumurtalısına kadar birçok farklı şekilde değerlendiririz. Çameli’de yaşayıp da ormana çıkan hiçbir vatandaşımız bu mantarı bulduğunda aç kalmaz. Mısır unlu böreğimiz de çok güzel olur. Gök domates yoğurtlaması ve ekşilemelerimiz de mutfağımızın kendine özgü lezzetleri arasında.” dedi.
“YUFKA TATLISI, İMKÂNLARIN İÇİNDE ÜRETİLEN BİR MUTFAK YARATICILIĞI”
Çameli mutfağında yufkanın yalnızca ekmek olarak değil, yemek ve tatlı yapımında da kullanıldığını anlatan Arslan, özellikle düğünlerde ikram edilen kuru yufka tatlısının geçmişteki ekonomik koşullarla şekillenen önemli bir gelenek olduğunu ifade ederek; “Yufka bizim mutfağımızda çok önemli bir yere sahip. Köylerde hemen her evin kış hazırlığında yufka bulunur. Yalnızca ekmek olarak tüketilmez; yemeğinden tatlısına kadar birçok alanda değerlendirilir.
Eskiden herkesin baklava yapabilecek, Antep fıstığı veya ceviz alabilecek imkânı yoktu. Ama bizim insanımız elindeki imkânlarla kendine özgü bir tatlı ortaya çıkarmış. Yufkayı kızartarak, şerbetleyerek ve üzerine özel baharatını ekleyerek bir tatlı hazırlamış. Bu tatlı özellikle düğünlerde ikram ettiğimiz geleneksel lezzetlerimizden biriydi.
Bugün herkes farklı tatlılara ulaşabiliyor. Ancak önemli olan, geçmişte insanların kendi imkânlarıyla nasıl bir mutfak kültürü oluşturduğunu görebilmek. Yufka tatlımız da bunun güzel örneklerinden biri. Bu yemeklerin arkasında emek, yaratıcılık ve bir yaşam hikâyesi var. Temiz ve hijyenik koşullarda, emek verilerek hazırlanan her yiyeceğin ayrı bir lezzeti olduğuna inanıyorum.” dedi.
Elmalı Mahallesi’nde kurulan sofralar, Çameli’nin yalnızca yemek çeşitliliğini değil, bu lezzetleri kuşaktan kuşağa taşıyan kadınların emeğini, geleneklerini ve yaşam kültürünü de ortaya koydu. Kuzine ateşinde pişen yemeklerin tariflerinin kayıt altına alınmasıyla gastronomi şöleni, geçmişin mutfak mirasını geleceğe taşıma hedefiyle tamamlandı.