Türkiye’nin önündeki mesele birkaç fonun, birkaç şirketin ya da birkaç yatırımcının meselesi değildir.
Asıl mesele, Türkiye’ye, hukuka ve kurumlara duyulan güvendir.
Sermaye piyasaları yalnızca finansal işlemlerin yapıldığı alanlar değildir. Üretimin, yatırımın, istihdamın ve şirketlerimizin büyümesinin en önemli finansman kanallarından biridir. Bu nedenle yaşanan gelişmeleri kişiler üzerinden değil, sistemin işleyişi üzerinden değerlendirmeliyiz.
Türkiye’nin ihtiyacı daha az sermaye piyasası değil; daha güçlü, daha derin, daha şeffaf ve daha güvenilir bir sermaye piyasasıdır.
Bunun yolu ise güçlü kurumlardan geçmektedir.
Kurumlarımız liyakatli, alanında yetkin ve sorumluluk alabilen kadrolarla güçlendirilmeli; düzenleme ve denetim mekanizmaları bağımsız, etkin ve şeffaf şekilde çalışmalıdır.
Çünkü denetim, kriz çıktıktan sonra devreye giren bir mekanizma olmamalıdır. Asıl başarı, riski önceden görebilmek ve sorun büyümeden müdahale edebilmektir.
Kurallar açık olmalı, denetim güçlü olmalı ve aynı kurallar istisnasız herkese uygulanmalıdır. Kurumlara güvenin yolu da buradan geçer.
Unutulmamalıdır ki sermaye belirsizlikten uzaklaşır; hukukun, liyakatin ve öngörülebilirliğin olduğu yere gider.
Türkiye bu süreci doğru yönetir, sistemin açıklarını kapatır ve kurumlarını daha da güçlendirirse, bugün yaşananlar sermaye piyasalarımız açısından tarihi bir dönüşüm fırsatına dönüşebilir.
BASİAD olarak sermaye piyasalarının güçlenmesini yalnızca bir finans meselesi değil, Türkiye’nin üretim ve kalkınma meselesi olarak görüyoruz.
LİYAKAT GÜÇLÜ KURUMU,
GÜÇLÜ KURUM GÜVENİ,
GÜVEN SERMAYEYİ,
SERMAYE İSE YATIRIM VE ÜRETİMİ BÜYÜTÜR.
Türkiye’nin kaybetmemesi gereken en büyük sermaye, güvendir.
Doğan Değirmenci
BASİAD Yönetim Kurulu Başkanı
