İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlatılan “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” buluşmalarının 80. durağı Denizli meydanı oldu.
CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Ekrem İmmaoğlu’nun mektubunu okudu.
İmamoğlu mektubunda şu sözleri kaleme aldı:
“Güzel Denizli’nin güzel insanları, benim cesur hemşehrilerim!
Kıymetli hanımefendiler, değerli beyefendiler, güzel gözlü çocuklar, canımın içi gençler…
Her birinize hasretle sarılıyorum, sizleri çok özledim.
Sizler 19 Mart’tan bu yana bir milim bile geri adım atmadan demokrasiyi, adaleti savunmaya devam ediyorsunuz. Sizinle gurur duyuyorum, hepinize yürekten teşekkür ediyorum.
Denizli’nin halkçı ve icraatçı başkanı, değerli yol arkadaşım Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu şehre katkıları için teşekkür ediyorum.
Örgütümüzün güçlü iradesini ve mücadeleci ruhunu temsil eden değerli yol arkadaşım Ali Osman Horzum’a ve onun şahsında tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum.
Sevgili dostlarım,
10 ay önce Türkiye’de büyük bir oyun sergilenmeye başladı. Bizi sandıkta asla yenemeyeceklerini gören bu iktidar, seçime rakipsiz girmek için yargı eliyle bir operasyon başlattı. Ben ve arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir belediye başkanına reva görülmeyen hukuk dışı uygulamalara, türlü türlü zorbalıklara maruz kaldık.
Bu kirli oyunu kurgulayanlar, ilk zamanlar ne kadar hevesli, ne kadar mutluydular hatırlıyor musunuz? Güya ortaya öyle kanıtlar koyacaklardı ki, bizler ailelerimizin yüzüne bakamaz olacaktık. Güya turpun büyüğü heybedeydi.
Günlerce millete ahtapot masalları anlattılar. Gerçek dışı olduğu kanıtlanan sayısız yalan ve iftiralarla televizyonlarda milletimizi kandırmaya çalıştılar. Ama ne oldu? İddianame ortaya çıktı, çıtları çıkmaz oldu.
Ben ilk günden bugüne aynı şeyi söylüyorum: Bu dava baştan sona siyasidir. Eğer siyasi değil diyorsanız, iddialarınızın arkasındaysanız bizim mahkemelerimiz TRT ve isteyen tüm kanallar tarafından canlı yayınlansın. Milletimiz kimin ne olduğunu gözleriyle görsün. Hodri meydan!
Canlı yayın talebimiz başlangıçta ‘olabilir, niçin olmasın’ gibi laflar ettiler ama sonra bununla ilgili kanun teklifini sessiz sedasız reddettiler. Bizleri yalan ve iftiralarla milletin gözünden düşürebileceklerini zannedenler, milletin vicdanı karşısında çoktan mahkum oldular.
Biz 10 aydır daracık hücremizde, haklılığımızdan aldığımız güçle, milletimizden gördüğümüz ilgi ve destekle direniyoruz. Umudumuz ve cesaretimiz her gün daha da güçleniyor. Gelecek güzel günlere olan inancımız her gün daha da büyüyor.
Onlar ise her güne koltuklarını kaybetme korkusuyla, yoksulluğa, güvencesizliğe mahkum ettikleri milletin karşısına çıkamamanın ezikliğiyle uyanıyorlar.
Onların vakti doldu. Onların hizmet enerjisi, doğru dürüst projesi, liyakatlı kadroları kalmadı. Onların millete saygısı, sevgisi kalmadı. Millet karşısında hadlerini bilmez oldular.
Onlar yolun sonunda ama biz yolun başındayız. İşte bu yüzden; onlar sandıktan, milletten köşe bucak kaçıyor, biz ise sandığa, millete koşuyoruz. Biz sorumluluk üstlenmeye, iş yapmaya, ülkemlerin sorunlarını çözmeye koşuyoruz. Şu ya da bu şahsın, şu ya da bu partinin değil; milletin iktidarını kurmaya koşuyoruz.
Bizim peşinde olduğumuz tek zafer; milletin ortak aklının, milletin ortak vicdanının zaferidir. Milletin iktidarına millet ne derse o olacak. Milletin iktidarında herkes için demokrasi, herkes için adalet, herkes için refah olacak.
Türkiye büyürken milletin emeği ve ekmeği küçülmeyecek. Çalışacağız, üreteceğiz ve adilce paylaşacağız. Türkiye’yi geçim derdi çekmeden, gelecekten korkmadan yaşayan, emeğinin, yatırımının karşılığını hakkıyla alan özgür ve mutlu insanların ülkesi haline getireceğiz.
Bir kişi kaybederse, Türkiye kazanacak!
Her şey çok güzel olacak!
Her şey çok güzel olacak!
Ekrem İmamoğlu, Silivri Zindanı.”
CHP Lideri Özgür Özel sağanak yağmura rağmen meydanı dolduran binlere seslendi
Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
248 gündür… 248 gün önce Türkiye’nin mevcut iktidarı bir sonraki iktidarına; mevcut Cumhurbaşkanı, bir sonraki Cumhurbaşkanına darbeye kalkışınca… Kalktık, Ankara’dan İstanbul’a doğru yola çıktık. Elim yüzümde, camdan dışarı bakarken dedim ki; her darbenin bir hedefi olur. Bunun hedefinde Cumhurbaşkanı adayımızın adaylığına engel olmak, partimizin iktidarına engel olmak var.
Her darbenin bir de sembolik hedef aldığı mekanları olur. Giderler Meclisi çevirirler. Giderler Çankaya Köşkü’nü çevirirler. Meydanları tutarlar. Bu darbenin hedefinde Saraçhane var dedik. Saraçhane’ye, Saraçhane’deki milletin bize emanet ettiği İstanbul Büyükşehir’in tarihi binasına doğru yola çıktık. Dedim ki; “Bu darbeye direnmek isteyenler Saraçhane’ye gelsinler.” Ben bunu söyleyince İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanı’nın talimatıyla önce 5 gün, sonra 10 gün İstanbul’da 3 kişinin yan yana gelmesini yasakladı. Gösteri yasak, toplanmak yasak, miting yasak!
“110 BİN KİŞİ GELDİ SARAÇHANE’YE”
Arkadaşlar haberi getirdiler, “Eyvah” dediler, “Ne olacak şimdi?” Dedim; “Ne olacaksa bu akşam olacak, ne olacaksa bu meydanda olacak.” abii kolay değildi, bir yarımada orası. Kimse gelmesin diye otobüsleri yasakladılar, metroları kapattılar, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar ama o akşam oraya 110.000 kişi geldi Saraçhane’ye! 110.000 kişi! O gün bugün, o gün bugün bu otobüsün üstündeyiz. Bugün 80. miting için, 80. eylem için bu meydandayız.
“MİLLET YAŞTA GENEL BAŞKAN KURUDA OLMAZ”
Dediler ki; “Yazın olmaz” dediniz, dedik, oldurdular. “Kışın soğuk” dedik, meydanları Çankırı’da dahi doldurdular eksi 4 derecede. Ama Denizli’de inanılmaz bir yağmur var. “Kimse gelmez, millet saçak altında durur. O meydan dolmaz, bugün bu miting patlar” dediler. Dediler ki; “Bir sahne var… Sahne, sahne var, önü çok büyük bir meydan.” Dedim ki; “Yağmur varsa sahne olmaz. Millet yaşta, Genel Başkan kuruda olmaz!” “Otobüsü çekin” dedim, otobüsü! Ben oraya gideceğim, o meydan dolacak! Rahmet yağacak, o meydan tıklım tıklım olacak! İşte Saraçhane ruhuyla, mücadele ruhuyla, eylem ruhuyla bu meydanı dolduranlara helal olsun, selam olsun!
“EYLEM YAPMAYA GELDİK DENİZLİ’DE”
Bugün, bugün bu meydanda itiraz edenler var, itiraz edenler. Her türlü haksızlığa, her türlü vicdansızlığa, her türlü eşitsizliğe itiraz edenler var.Cumhurbaşkanı adayımızın tutukluluğuna itiraz da bu meydanda. Asgari ücretin ev geçindirememesinden muzdarip emekçi de bu meydanda. Açlık sınırının üçte ikisine mahkum edilen emekli de bu meydanda. Pamuk üreticisi beyaz altın üretirken şimdi borç batağında olan çiftçi de bu meydanda. Siftahsız esnaf da bu meydanda. İtiraz etmeye, mücadele etmeye, direnmeye, eylem yapmaya geldik Denizli’de, eylem yapmaya!
Umudunu kesmiş gençler, valizleri, valizleri zihninde toplamış ve fırsat olursa yurt dışına giderim, başka ülkede yaşarım diyen gençler… 31 Mart akşamı bir seçim daha beklemeye karar vermişler demiştim.Şimdi o gençler; belki yoksul, barınma sorunu olan, her türlü güçlükle baş eden ama umudu diri olan gençler burada. Genciyle yaşlısıyla, emeklisiyle emekçisiyle, köylüsüyle esnafıyla… Selam olsun sizlere, selam olsun hepinize!
“SEN SEBEPSİN BUNA ERDOĞAN”
Sayın Erdoğan! Denizli’deyiz. Ocak ayının ortasındayız. Dağlar karlı, Denizli yağmurlu, bir meydana sığmamış durumdayız. Ve bu meydan, Denizli’nin bu meydanı, zamanında sana çok oy veren, birinci parti yapan Denizli Büyükşehir’i sana veren bu meydan “İstifa, istifa” diye inliyorsa, sen sebepsin buna Erdoğan, sen sebepsin buna, ben değil!
Denizli’yle aramıza çok zaman girdi. 25 yıl Denizli’de belediyeyi kazanamadık. Ama suçu Denizli’ye, Denizli’nin güzel insanlarına atmadık. Kusuru kendimizde bildik. “Daha çok çalışmalıyız, daha, daha, daha çok çalışmalıyız. Doğru adaylar belirlemeliyiz ve bir şekilde Denizli’nin gönlüne girmeliyiz” dedik.
İşte böyle bir sürecin sonunda, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizlere yine bir kalabalık, tıklım tıklım Denizli meydanında hemşehriniz, canım kardeşim, evladınız Bülent Nuri Çavuşoğlu’nu emanet ettik.
Ve sizin evladınız, sizden yüzde 50 oy alarak, iki kişiden birinin oyunu alarak göreve geldi. O gün bugündür mücadelesine devam ediyor.
“DENİZLİ’NİN YÜZDE 95’İNİN YÜKÜNÜ DENİZLİLİ BELEDİYE BAŞKANLARIMIZA VERDİNİZ”
5 olan ilçe belediye sayımızı 15’e yükselttiniz. Neredeyse Denizli’nin yüzde 95’inin yükünü Denizlili belediye başkanlarımıza verdiniz. Son seçimde seçtiğiniz birbirinden değerli milletvekillerimize, göreve getirdiğiniz 15 belediye başkanımıza ve hem bu meydana, hem Denizli’ye sonsuz katkılar sunan ilçe başkanlarımıza ve il başkanı kardeşim Ali Osman Horzum’a yürekten bir teşekkür alkışı Denizli’den!
Tabii genel başkanlar için bir adaya destek istemek kolay. Ama sonra aday seçilince, 2,5 yıl hizmet, 2 yıldan fazla hizmet edince, onunla birlikte 2 yıla yakın hizmet edince, onunla birlikte meydana çıkmak, onunla birlikte otobüsün üstüne çıkmak, işte o başkana bağlı.
Buraya gelirken şöyle bir baktım, şöyle bir baktım. 22 aydır bu şehir için arı gibi çalışan kardeşim, Denizli’nin yollarına 38 değil ha, 38 bin ton asfalt övünülecek asfalttır, 338 bin ton sıcak asfalt dökmüş Denizli’ye!
1 milyon 800 bin metrekare beton parke yol kaplamış. 5 mahallede kent lokantası açmış, 5 mahallede. İki kent marketi hizmete almış. Biz “önemli” dedik, “kreş açın” dedik, “CHP’li belediyeler kreş açacak” dedik; şu ana kadar tam 6 kreş açmış. “Emekliler önemli” dedik; emekli evi açmış, çayı ücretsiz yapmış.
burası bir tarım kenti. Çiftçileri unutmamış. 50.000 zeytin fidanı dağıtmış, bu sene 100.000 tane daha dağıtacak. Diğer taraftan, diğer taraftan 258.000 litre mazot dağıtmış, bu yıl 500.000 litre daha dağıtacak. 20.000 metrekare tarımsal sulama borusu dağıtmış, bu yıl 40.000 kilometre daha, 40.000 metre daha dağıtacak. Besicilere 20.000 çuval yem dağıtmış, bu yıl 40.000 çuval daha dağıtacak. Ve öyle hizmetler, öyle çalışmalar var ki ben bakarken, izlerken hem gurur duydum hem gözlerim doldu.
“ÖĞRENCİNİN NURİ ABİLERİ VAR”
Denizli’de hep söylüyoruz Cumhuriyet Halk Partisi kimsesizlerin kimsesidir diye. Denizli’de okula gidiyor çocuklar. Babasının parası varsa, annesinin parası varsa okulda beslenme saati gelince çantayı açıyorlar. Ve o çantanın içinden durumu iyi olanın her şeyi çıkıyor. Meyvesi çıkıyor, ekmeği çıkıyor ve sütü çıkıyor, peyniri çıkıyor. Ya parası olmayan? Parası olmayanın bazen o beslenme çantası bile yok. Ama Denizli’de beslenme çantası olmayan 5.000 öğrencinin Nuri abileri var, Nuri amcaları var.
Birinci ve ikinci sınıfların her ay, her ay beslenme çantasına konulsun diye her ay aileye teslim ediliyor. Ay kaç gün okul? 22 gün. 22 tane yumurta, 22 kutu süt, 22 paket bal, 22 paket peynir, 22 paket reçel ve çocuklar için haftalık okula götürsün diye muzsa muz, elmaysa elma, portakalsa portakal. Ve kimsenin, kimsenin çocuğunun beslenme çantası boş kalmıyor. Hiçbir yoksul çocuğun gözü arkadaşının çantasında kalmıyor. Helal olsun Nuri Başkan’a, helal olsun.
“BUNDAN SONRA İLKOKULDA BÜTÜN BESLENME ÇANTALARI DOLACAK”
Şimdi bu hafta ilk belediye meclis toplantısında bir oylama var. Oylamada yetki alacaklar. Bundan önce 5.000 öğrenci birinci ve ikinci sınıflar. Bu hafta büyükşehir belediyesinde oylanacak üçüncü ve dördüncü sınıflar. Bundan sonra ilkokulda bütün beslenme çantaları dolacak. 15.000 öğrenci bu hizmetten yararlanacak.
“KURDELEYİ GELECEĞİM BİRLİKTE KESECEĞİZ”
Biz bu mitinglerde çok istisnaen açılış yapıyoruz. Ve bu hafta büyükşehirimiz Yunus Emre Sosyal Tesisini, Egekent Hastanesi Çocuk Gelişim Merkezini, Batı Ege üstgeçidinin temellerini atıyor. Ayrıca bugün beni karşıladığında söz aldı. Türkiye’de, Allah razı olsun, rahmetli kardeşim Ferdi Zeyrek adına ki, en yakın arkadaşlarından biriydi Nuri Başkan, Türkiye’nin dört bir yanında tesisler yapılıyor. Dedi ki, “En büyüğü bana yakışır. Temelini birlikte atacağız, kurdelesini birlikte keseceğiz. Ferdi Zeyrek adına Denizli’nin merkezinde kültür ve sanat merkezi, büyük bir salon, spor kompleksini bir arada hayata geçirecek, kendisine yürekten teşekkür ediyorum. O kurdeleyi geleceğim, birlikte keseceğiz Denizli’de.”
“İKİ ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA GELİRİ OLAN HANEYİ YOKSUL BİLİYOR TÜM DESTEKLERİ VERİYOR”
Ayrıca, ayrıca marifet iltifata tabi. Söyleyelim Türkiye duysun. Hani diyorlar ya Cumhuriyet Halk Partisi belediyeler ne yapıyor, ne yapacak? Geçen seçimlerden önce dediler ki Denizli’de, “CHP’ye vermeyin oy. Gelirse sosyal yardımları keser, yoksullara verilenleri vermez, bu hizmetleri aksatır.” Geldik ve başkan, öyle onların yaptığı gibi hiç maaşı olmayana değil, asgari ücretin üçte birinin altında kalana değil, bırak asgari ücreti, iki asgari ücretin altında geliri olan haneyi yoksul biliyor, yoksul sayıyor ve onun üstüne o hanelere tüm destekleri veriyor. 1.500 liradan yılda üç ay 4.500 lira doğalgaz veriyor. Tüpü tüp kullanan aileye ihtiyacı kadar tüp veriyor. Bebek olunca “hoş geldin bebek paketi” herkese gidiyor ama yoksul aileye çocuk büyüyene kadar bebek bezi gidiyor. Eğer askeri varsa askere yolluyor, “en büyük asker bizim asker” diye askerdeki çocuğun yol parasını da veriyor, yemin törenine gidecek anasını, babasını, kardeşini de yolluyor.
Denizli’de Türkiye duysun. Denizli’de bir hamile anne 6. aya gelirse, son 3 ay, doğumdan sonra 6 ay toplam 9 ay boyunca belediyeyi aradığında “Doktora gideceğim” taksi kapıda, anne taksi. “Anneme gideceğim” taksi emrinde, “Hastaneye gideceğim” emrinde. “Doğuma gittim, döndüm, kontrole gittim, bebeğimle gezmeye gittim” taksi emrinde. Anne taksi var Denizli’de! Zengine değil, garibana var, garibana!
45 yaş üstü, 45 yaş üstünde olup yüzme bilmeyen herkese yüzme kursundan sonra yazın denize gitmesinden tut da, 65 yaş üstünde herkesin evinde, evinde bir tamir varsa… 65 yaş üstünde birisi su bozuldu, elektrik arızası ya da evde bir onarım günlerce tutar tasası. Ama arıyor Nuri Başkanı, arıyor büyükşehiri ne arıza varsa, ne tamirat varsa 65 yaş üstüne bedava ve en hızlı şekilde gidip yapıyorlar.
“DENİZLİ’Yİ NASIL YÖNETİYORSAK TÜRKİYE’Yİ ÖYLE YÖNETECEĞİZ”
Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum. CHP nasıl yönetecek? Vallahi Denizli’yi nasıl yönetiyorsak, akılla, fikirle, çalışkanca, vicdanla, halden anlayarak Denizli’yi nasıl yönetiyorsak Türkiye’yi öyle yöneteceğiz.
Bir yandan, bir yandan yaptıklarımız. Tabii yaptıklarımızı söylerken bugün burada bir istisna yapacağım. İstisna şudur: normalde mitinge gidince, eyleme gidince açılış yapmıyoruz. Ama öyle bir teklif geldi ki, dediler ki, “Genel Başkanım, sen en çok kızdığın şey Atatürk’ün ismiyle sorunu olanlar. Atatürk Havalimanı’nı bile allem ettiler, kullem ettiler, kapattılar, adını İstanbul koydular.”
Türkiye’de dünya kadar tesisi kapatıp sonra adını başka koyarak açıyorlar. Oysa Denizli’de, konuşmayı yapacağın meydanda Ege’nin en büyük bilim merkezi açılacak. Atatürk’ün gösterdiği hedefe yürümek için, evren, galaksi, yıldızlar, uzay bilimi ve havacılık konusunda çocukların ufkunu açacak, eğitecek, simülasyonlarla bunları gösterecek, sevdirecek bir bilim merkezi var. “Adını da Atatürk Bilim Merkezi koyduk” dediler. İşte bu eseri de bugün açmaya geldik.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.