h Dolar 47,8341 %-0,04
h Euro 55,3994 %-0,04
h Altın (Gr) 6.742,35 %0,08
h BIST100 %
Denizli 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
HTML tutorial HTML tutorial HTML tutorial
HTML tutorial HTML tutorial HTML tutorial

Üretim Kaslarımızı Kaybediyoruz…

Üretim Kaslarımızı Kaybediyoruz…
0

BEĞENDİM

Ekonomilerin gerçek gücü; tüketimle değil üretimle, ithalatla değil ihracatla, kısa vadeli sermaye hareketleriyle değil katma değer üreten sanayiyle ölçülür. Bugün açıklanan veriler ise Türkiye’nin üretim kaslarının her geçen ay biraz daha zayıfladığına işaret ediyor.

İSO Türkiye İmalat PMI endeksi Haziran ayında 47,1 seviyesine gerileyerek geçen ayki 49,8 seviyesinin de altına indi. Daha da önemlisi, endeks 27 aydır 50 eşik değerinin altında seyrediyor. Bu artık geçici bir yavaşlama değil; üretim cephesinde kronikleşen bir daralma sürecidir.

Sektörel tablo da aynı ölçüde düşündürücü. Haziran ayında takip edilen 10 sektörün yalnızca biri büyüme bölgesinde kalabildi. Kimyasal, Kauçuk ve Plastik Ürünleri sektörü dışında tüm sektörler daralma sinyali verdi. Sorun artık belirli sektörlere özgü değil; sanayinin tamamına yayılan yapısal bir zayıflamaya dönüşüyor.

Diğer tarafta enflasyon baskısı sürüyor. İstanbul Ticaret Odası verilerine göre İstanbul’da perakende fiyatlar Haziran ayında aylık %1,14, yılbaşından bu yana %19,11, yıllık bazda ise %35,94 arttı. Talep yavaşlarken maliyetlerin yüksek kalması, üreticinin üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor.

Toplumun satın alma gücü de alarm veriyor. Türk-İş verilerine göre açlık sınırı 35.759 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 116.478 TL’ye yükseldi. Bu rakamlar yalnızca hane halkının yaşam maliyetini değil, aynı zamanda iç talebin sürdürülebilirliğini de tehdit ediyor.

Bugün ortaya çıkan tablo oldukça nettir:

* Üretim daralıyor.
* Sanayide zayıflama yaygınlaşıyor.
* Yatırım iştahı geriliyor.
* Finansman maliyetleri üreticiyi zorluyor.
* Fiyat baskıları devam ediyor.
* Hane halkının alım gücü eriyor.

Bu tabloyu yalnızca para politikasıyla düzeltmek mümkün değildir.

Enflasyonla mücadele elbette vazgeçilmezdir. Ancak fiyat istikrarını sağlarken üretim kapasitesini zayıflatmayan, sanayinin rekabet gücünü koruyan ve yatırım ortamını güçlendiren bütüncül politikalara ihtiyaç vardır.

Sanayicinin uygun maliyetli finansmana erişebildiği, ihracatçının kur ve maliyet baskısı altında rekabet gücünü kaybetmediği, teknoloji yatırımlarının teşvik edildiği ve yüksek katma değerli üretimin desteklendiği bir ekonomik iklim oluşturulmalıdır.

Çünkü üretim kasları bir ülkenin en stratejik sermayesidir.

Kaslar kullanılmadığında nasıl zayıflıyorsa, üretim de yeterince desteklenmediğinde küçülür. Fabrikalar kapasite kaybeder, yatırımlar ertelenir, nitelikli iş gücü azalır ve küresel rekabet gücü geriler. Kaybedilen üretim kapasitesini yeniden inşa etmek ise aylar değil, yıllar alır.

Bugün kaybettiğimiz her üretim kası; yarının ihracatından, istihdamından, teknolojik dönüşümünden ve ekonomik bağımsızlığından eksilen bir parçadır.

Türkiye’nin önünde önemli bir tercih bulunuyor.

Ekonomiyi yalnızca tüketim üzerinden büyüten bir model mi, yoksa üretimi, yatırımı ve yüksek katma değeri merkeze alan sürdürülebilir bir kalkınma modeli mi?

Çünkü güçlü ekonomiler güçlü sanayiyle; güçlü sanayi ise güçlü üretim kaslarıyla ayakta kalır.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.